Sen, Sen Ol, Hayvanlar Gibi Kavanoza da, Kafese de Girme!

Sen, Sen Ol, Hayvanlar Gibi Kavanoza da, Kafese de Girme!

Öyle sorunlar görür ve yaşarız ki hayatta, ama bir türlü çözüm getiremeyiz. Çözüm önerilerimiz olsa da çözemeyiz.

Görürüz, soru ve sorunları. O kadar inanmışızdır ki çözemeyeceğimize, görmezden geliriz onları.

Elimizi uzatırız kapıdan , pencereden düşecek olanlara ama açık olan kapıyı – pencereyi  kapatamayız. Uçuruma gider canlar, tutamayız onları. Seyrederiz sadece….

Öyle öğretildik.

Tek başımıza yapamayacağımız öğretildi.

Kabullenişlik öğretildi bizlere.

-Kadere sığın, takma kafaya…..

-Allah’a bırak…..

-Sen mi düzeltecen…..

-Bu devran böyle gelmiş böyle gider….

-Boşveeer! Her koyun kendi bacağından asılır….

-Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın gibi….

Neden böyle oldu dersek, çare aramak ayrılık ve bozguncu, yıkıcı olarak öğretildi. Çünkü soyanların, sayanların ve çakalların işine böyle geliyordu….şeklinde konuşuyordu Öğretmen.

Zil çaldı. Akşam olmuştu. Ve ödev verdi:

-Çocuklar!  Öğrenilmiş çaresizlik nedir? araştırın ve öğrenin?

Zaman Odur ki.

Yorgun ve bitkin bir şekilde eve gelen çocuk:

-Baba! Bu okul denilen şey, sadece zaman israfı. Aynı konuları yıllardır tekrar ederek geliyoruz. En güzel zamanımız okullarda geçiyor. Sonuçta da hiçbir şey öğrenemiyoruz. Hiç biri güncel hayatta işimize yaramıyor. Bütün bunları da biliyoruz ama yine okula gitmek zorunda kalıyoruz ve elimizden de bir şey gelmiyor…Eğitim için harcanan zamanı her hangi bir işe harcasak ülke olarak uçarız….

Acaba eğitim ve öğretimdeki amaç bizim enerjimizi kontrol altına almak mı!  Oku oku sonuçta ne oluyor. Hiçbir şey!…..Amaaan neyse!…

Baba ödevim var. Çok da düşünemiyorum şuan. Bana yardım eder misin?

-Tabi ki! Nedir ödevin?

-Öğretilmiş çaresizlik ne demektir? Örnekler verebilir misin?

Eğitim ne hallere düşmüştü. Okullar, çocuklara değil ödevlerle velilere öğretiyordu. Eğitmiyor ama öğretiyordu. Üstelik hayatta kullanamayacakları bilgileri.

İnsan israf oluyordu.

Gençlik israf oluyordu.

En acısı da zaman israf oluyordu.

‘’Makine gibi yetiştirilmeli insan. Basınca düğmesine, sadece istenilen bilgi verilmeli. İstenilmeyen olursa o bilgi, bilgi değildir zaten. Düşünmemeli, düşünmeye sevk etmemeli ve sorgulamamalı öğrenenler  ve öğretilen bilgiler sorgulatmamalı…’’….diyordu çok bilmiş zevatlar.

-Elbette Oğlum!  diyerek başladı konuşmasına Yaşlı Adam.

25 cm lik bir kavanoz duruyordu mutfak tezgahında. Hemen onu aldı ve dedi:

-”Bir deney yaptılar bilim insanları. Bu kavanozun içine pireleri koydular. Pireler her 25 cm zıpladıklarında kapağa çarptılar. Sonra 20 cm zıpladılar. Kapak açıldı ama aynı pireler yine 20 cm sıçradılar. Başka pireler de kondu oraya. Ama onlar da 20 cm sıçradılar. Oysa pireler 30 cm den fazla sıçrar. Bunlara çıkamayacakları öğretildi ve pes ettiler. Yeni pirelere de diğer pireler olumsuzluğu öğrettiler.”

-Hayvan işte bunlar! Dedi çocuk.

-”Yine akvaryuma köpek balığı koydular ve o aç idi o balık. Yiyecek ile arasına cam duvar koydular. Her yaklaştığında cama çarptı ve acı çekti. Bir zaman sonra o cam bölmeyi aldılar ama, o balık yiyeceğe ulaşamayacağını öğrendiği için açlıktan öldü.”

O sırada tv açıktı ve maymunlarla ilgili bir belgesel oynuyordu. Babanın aklına bunlarla ilgili bir deney geldi ve başladı anlatmaya:

-”Hayvanat bahçesinde, 5 maymunlu bir odada, bir merdivenin 7. Basamağına muz astılar araştırmacılar.  Maymunlar aç idi.  Muza ulaşmak için 4. Merdivene her gittiklerinde ıslatıldılar ve onlar, o muzları ulaşılmaz gördüler. Bu odadan bazı maymunlar çıkarılıp, yeni maymunlar kondu. Yeni giren maymunlar merdivene tırmandıklarında, diğer maymunlarca dövüldü. Çünkü artık soğuk su ile ıslanmak istemiyorlardı….”

-İşte Oğlum bu hayvanların yaşadıkları öğretilmiş çaresizliktir.

Çare sensin. Umudunu kaybetme ve pes etme.

Diyordun ya, ’’hayvan bunlar…’’

”-Sen, sen ol, hayvanlar gibi kavanoza da, kafese de girme!”

Fıkradan Anladıklarımız.

  1. Doğruyu ve güzelliği aramaktan vaz geçmemeliyiz.
  2. Hak hukuk adalet gibi hakkımız olan diğer şeyleri ararken zorluklar yaşayacağız. Pes edenler hedefine hiçbir zaman ulaşamayacaktır.
  3. Eğitim ve öğretim çoğu yerde ezberci mantıkla gider. Üretmeyi, yeni açılımları değil teslimiyeti öğretir.
  4. Beceriksizlik, tembellik, başarısızlık sadece öğretilir. Bu olumsuz eğitim işidir.
  5. Kimse beceriksiz ve başarısızlık için dünyaya gelmez. Yaşadıkları ve yaşatılanlar kişiyi geriye doğru çeker ve çaresizliği anlayan, mücadele etmeyi bırakır.
  6. Arkadaş, arkadaşı kuyuya da indirir, uzaya da çıkarır.
  7. Bize sunulan her şeyi sorgulamalıyız.
  8. Hayat boyu mücadeleye devam etmeliyiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

Neyleyeyim! Ambara Fare Dadandı Anam Babam!

Neyleyeyim! Ambara Fare Dadandı Anam Babam! ‘’Bir yerde fare varsa orada hırsız vardır’’ Demiş büyüklerimiz. …

Bir Yorum

  1. İnsanlar neler yapabildiklerinin farkında olsaydı yaradanın kendilerine kattıklarıyla dünyada ne mucizeler gelisirdi…
    Kaleminize sağlık , yine harika bir bakış açısı yakalamişsınız hocam.👏👏👏

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir